İlgili bağlam için anımsatıcılar

Kısa Vadeli Yabancı Kaynaklar

  • İşletmenin vadesi bir yıla kadar olan tüm borç ve yükümlülüklerini kapsayan, Para Piyasası’ndan sağlanan dış finansman grubudur.
  • İşletmenin döner değerlerinin finansmanı için kullanılan, nakit giriş ve çıkışlarının en yoğun olduğu kalemdir.
  • Likidite yönetiminde kritik rol oynar; işletmenin kısa vadeli borç ödeme gücünü (likidite durumunu) doğrudan tayin eder.

Uzun Vadeli Yabancı Kaynaklar

  • Vadesi bir yıldan uzun (genellikle 1-5 yıl arası orta, 5 yıl üzeri uzun) olan, Sermaye Piyasası üzerinden temin edilen borçlanma araçlarını temsil eder.
  • Genellikle işletmenin devamlılık arz eden fon gereksinimleri ve genişleme projeleri için kullanılır.
  • İşletmenin Sermaye Yapısı’nı belirler ve uzun vadeli finansal riskin temel belirleyicisidir.

Öz Kaynaklar (Equity)

  • İşletme sahiplerinin veya ortaklarının işletme varlıkları üzerindeki haklarını ifade eden, geri ödeme zorunluluğu bulunmayan “mülkiyet” sermayesidir.
  • Dışarıdan sağlanan borçların aksine, işletmenin kendi mülkiyet gücünü ve risk karşısındaki dayanıklılığını gösterir.
  • İşletmenin sürekliliğini ve yatırımın güvencesini sağlar; yatırım analizi yapanlar için en kritik göstergedir.
  • Bkz. Öz Kaynaklar (Equity)

  • Vâde: Bir işin yapılması, bir borcun ödenmesi için tanınan zaman, mühlet, mehil.

Vâdelerine Göre Fon Kaynaklarının Ayrımı

  • Finansal yönetimde kaynaklar vâdelerine göre üçe ayrılır:
  1. Kısa Vâdeli: 1 yıla kadar olanlar. Para piyasasının konusudur. Bkz. Para Piyasası
  2. Orta Vâdeli: Genellikle 1-5 yıl arası.
  3. Uzun Vâdeli: Süresi 5 yıldan uzun olan kaynaklar.

Not

  • Uzun vâdeli fonlar, işletmenin duran varlıklarının finansmanı için kullanılır. İşletmenin anlık nakit ihtiyacı için değil, sabit varlıkların (fabrika, makine, büyük teknoloji yatırımları) finansmanı için kullanılır.
  • Genellikle Sermaye Piyasaları (Capital Markets) üzerinden sağlanır.
  • Bir işletme, duran varlıklarını kısa vadeli borçla finanse ediyorsa, o işletme finansal intihara teşebbüs ediyordur. Buna “vade uyumsuzluğu” deriz ki, piyasa bunu affetmez.

Uzun Vadeli Fon Kaynakları

1. Öz Kaynaklardan Sağlanan Fonlar (Equity Financing)

  • İşletmenin sahipleri (ortaklar) tarafından kuruşta veya sonradan sermaye artırımı (bkz. Bedelli Sermaye Artırımı, Bedelsiz Sermaye Artırımı) yoluyla konulan paralardır.
    • En güvenli, geri ödeme baskısı olmayan, ancak işletme üzerindeki kontrolü paylaşmayı gerektiren kaynaktır.

1.1. Sermaye Hesaplarının Mantığı

  • Taahhüt Anı (Söz Verme): Ortaklar şirketi kurarken veya sermaye artırırken “Ben şu kadar para koyacağım” der. Bu henüz nakit değildir, bir sözdür (taahhüt).
    • Kayıt: 501 Ödenmemiş Sermaye borçlu, 500 Sermaye alacaklıdır.
  • Ödeme Anı (İfa): Ortak sözünü tutup parayı şirketin kasasına veya banka hesabına yatırdığında:
    • Kayıt: 102 Bankalar (veya 100 Kasa) borçlu, 501 Ödenmemiş Sermaye alacaklı olur.
  • Sonuç: Para 10-Hazır Değerler grubuna girerken, 501 hesabı kapanır. Geriye net olarak Ödenmiş Sermaye kalır. Şirketin kullanabileceği gerçek nakit (likidite) oluşmuş olur.

1.2. 5 Numaralı Grup: Öz Kaynaklar

1.2.1. Sermaye

  • İşin başlangıç noktasıdır. Ortakların koymayı taahhüt ettiği tutardır.

1.2.2. Sermaye Yedekleri

  • Hisse senedi ihraç primleri gibi, faaliyet dışı sermaye hareketlerinden doğan fazlalıklar.

1.2.3. Kâr Yedekleri

  • Geçmişte kazanılan ama dağıtılmayan, “kötü gün akçesi”. Otofinansman dediğimiz o stratejinin kalesi de budur. Şirket kâr eder, ama Homo Economicus olan patron “Hepsini yemeyelim, yarın öbür gün lazım olur” der.

  • Bkz. Yedek akçeler

1.2.4. Geçmiş Yıllar Kârları/Zararları

  • Eğer Kâr (57) ise; geçmişte kazanılmış, ne dağıtılmış ne de sermayeye eklenmiş, öylece duran, sahibini bekleyen bir servettir.
  • Eğer Zarar (58) ise; geçmişin günahlarıdır, sermayeyi kemirir, öz kaynakları eritir. Bilançonun yüz karasıdır, parantez içinde (-) gösterilir.

1.2.5. Dönem Net Kârı/Zararı

  • Eğer kâr varsa; ortakların gözleri parlar, temettü hayalleri kurulur.
  • Eğer zarar varsa (591); Dönem Net Zararı olarak sermayeden yer, bütün finansal rasyoları tepetaklak eder.

1.2.1. Sermaye ve Halka Arz Süreci

Soru:
  • Bir işletme neden KOBİ’den çıkıp halka açılmak ister? Neden SPK’nin sıkı kurallarıyla uğraşmak ister?
Cevap:
Sermaye Piyasasına Erişim
  • En önemli öz kaynak aracı hisse senetlerinin halka arzıdır. Bu sebep temelinde aşağıdaki sebeplerle halka açılmak isterler:

    1. Finansman: Banka kredisinin faiz yükünden (cost of debt) kaçıp faizsiz ve vâdesiz bir kaynak olan öz sermaye bulmak.
    2. Kurumsallaşma ve Prestij: Uluslararası piyasalarda “Ben denetime tâbi, şeffaf bir şirketim” diyebilmek.
    3. Likidite: Eldeki hisseleri istenilen an nakde çevirebilme (exit stratejisi) imkânı.
  • Halka Arz (IPO - Initial Public Offering): Anonim şirketlerin kaynak ihtiyacını karşılamak için hisse senetlerini halka satmasıdır. En önemli öz kaynak aracıdır.

    • Bu süreçte SPK (Sermaye Piyasası Kurulu) devreye girer. Şirket, SPK’nın “Kurumsal Yönetim İlkeleri”ne uymak, şeffaf olmak ve denetimden geçmek zorundadır

2. Otofinansman (İç Kaynak Yaratma)

  • Otofinansman: İşletmenin elde ettiği kârı ortaklara dağıtmayıp (temettü) kendi bünyesinde tutmasıdır. En ucuz ve en zahmetsiz finansman yöntemidir; dışarıda (bankaya) “para ver” diye yalvarılmaz böylelikle.

2.1. Açık Otofinansman

  • Kârın, yasalara veya ana sözleşmeye dayanarak resmen işletmede yedek akçe olarak tutulmasıdır.
  • Karşılıklar (şüpheli alacaklar karşılığı, stok değer kaybı karşılığı), dağıtılmamış kârlar, Amortismanlar ve yedek akçeler açık otofinansman kapsamına giren kalemlerdendir.

ÖNEMLİ

Amortisman ve Karşılıklar = NAKİT ÇIKIŞI GEREKTİRMEYEN GİDERLER.

2.1.1. Yedek Akçeler (Buffer)

a) Yasal Akçe (Kanunî Yedekler):
  • Zorunluluk Kaynağı: Türk Ticaret Kanunu (TTK).
  • Ödenmiş sermayenin %20’sine ulaşıncaya kadar her yıl kârın %5’i ayrılmak zorundadır.
  • Şirket batarsa alacaklıları korumak için devletin emridir.
b) Statü Akçesi
  • Zorunluluk Kaynağı: Şirketin Esas Sözleşmesi
  • Devlet zorlamaz ama şirket ana yasasına “her yıl %3 ayıracağız” yazıldıysa ayrılmak zorundadır.
c) Olağanüstü Yedek Akçe (İradî)
  • Zorunluluk Kaynağı: Genel Kurul Kararı (keyfî).
  • Ne yasa ne sözleşme vardır; o yılın ahval ve şeraitine göre “bu parayı dağıtmayalım, kara gün akçesi olsun” denilerek ayrılır.

2.1.2. Temettü (Kâr Payı) Dağıtımı ve Tertipler

  • 1. Temettü (Birinci Tertip): Ortaklara dağıtılması zorunlu olan asgari kâr payıdır. (Genellikle SPK veya TTK oranlarına göre belirlenir).
  • 2. Temettü (İkinci Tertip): Birinci temettü ve yedekler ayrıldıktan sonra kalan kârın, genel kurul kararıyla ortaklara dağıtılan fazladan kısmıdır.

Neden tertip tertip? Nakit çıkışını kontrol etmek ve öncelikleri (önce yasal zorunluluk, sonra keyfî dağıtım) belirlemek için.

2.2. Gizli Otofinansman

  • Bilançoda açıkça “Yedek Akçe” diye yazmaz. Aktiflerin (varlıkların) değerinin düşük gösterilmesi veya pasifteki borçların/karşılıkların şişirilmesiyle yaratılır.
    • Söz gelişi, bir makinenin ömrü 10 yılken 5 yılda amorti edilirse, gideri yüksek gösterir, kârı düşürürsün. Kâr düşük göründüğü için ortaklara az temettü ödersin, para şirkette kalır (Gizli yedek).
  • Amaç: Kârı düşük gösterip vergi ve temettüden kaçınmak, parayı şirkette tutmaktır (“Göze batmadan ek kaynak yaratmak”)
  • Risk (Sakınca): Denetimden uzaktır. Yöneticiler bu gizli parayı keyfekeder ve spekülatif amaçlarla kullanabilir. İşletmenin gerçek durumu (röntgeni) olduğundan kötü görünür.

3. Finansal Piyasalar

  • Bkz. sermaye piyasaları
  • Fon arz edenler (tasarruf sahipleri) ile talep edenlerin (şirketler) buluştuğu o büyük pazar.

3.1. Para Piyasası vs. Sermaye Piyasası

ÖzellikPara Piyasası (Money Market)Sermaye Piyasası (Capital Market)
VadeKısa vadeli (<1 yıl)Orta, uzun ve sonsuz vadeli (>1 yıl)
AraçlarHazine Bonosu, Finansman Bonosu, MevduatTahviller (uzun vadeli), Hisse Senetleri (sonsuz vadeli)
AktörlerTicarî bankalar (en önemli kurum)Borsa, aracı kurumlar, yatırım ortaklıkları
İşlevİşletme sermayesi (dönen varlık) ihtiyacını karşılarDuran varlık yatırımlarını ve büyümeyi finanse eder.

3.1.1. Sermaye Piyasasının Avantajları

  • Mülkiyeti birkaç zorba sermayedarın elinden alıp tasarruf sahiplerinin geniş kitlelerine yayarak ülkedeki gelir dağılımını iyileştirmeye yardımcı olabilir.
  • Küçük yatırımcı için kârlı finansal yatırım olanakları ortaya çıkararak yastık altındaki atıl parayı sisteme dâhil eder ve böylece toplumsal tasarruf eğilimini artırabilir.
  • Öz kaynakları cılız kalmış, yatırımları için nefes arayan işletmelere uzun vadeli çözümler sağlayarak banka kredilerinin kısa vadesinden kurtulma ve kurumsallaşma yolunda köprü vazifesi görebilir; öyle ki, sadece sermaye bulmakla kalmaz, aynı zamanda işletmeyi halkın denetimine açarak şeffaflığı bir zorunluluk hâline getirir ve bu süreçte işletmenin piyasa değeri ile ortakların refahını maksimize etme hedefine hizmet eder.
  • Nihayetinde sermaye piyasası, fon arz edenlerin kaynaklarını en üretken ve katma değer yaratan (productive) alanlara kanalize ederek ekonominin genel sıhhatini teminat altına alma potansiyeline sahiptir.

3.2. Sermaye Piyasası Türleri

Birincil Piyasa (Primary Market)

  • Menkul kıymetin (Hisse senedi veya tahvil) ilk kez ihraç edildiği yerdir.
  • Para Akışı: Tasarruf sahibi Şirketin kasası (Doğrudan şirketin kasasına girip finansman sağlanır).
  • Doğrudan çıkarım (aracısız) veya dolaylı çıkarım (aracı kurum vasıtasıyla) olmak üzere iki türü vardır.
  • Örneğin, şirketin halka arzı.

İkincil Piyasa (Secondary Market)

  • Daha önce ihraç edilmiş kâğıtların yatırımcılar arasında alınıp satıldığı yerdir (Borsa İstanbul).
  • Para Akışı: Yatırımcı Yatırımcı (Şirketin kasasına para girmez!)
  • İşlev: Menkul kıymete likidite kazandırmak. Eğer ikincil piyasa olmasaydı, kimse birincil piyasadan hisse almazdı, “bunu kime satacağım?” diyerekten.

4. Finansal Kurumlar

  • Finansal kurumlar, mevduat toplayarak bu fonları kredi verme ya da yatırım yoluyla değerlendiren ve piyasadaki fon arzı ile fon talebi arasında aracılık yapan kurumlardır.
  • Piyasada fon akışını sağlamakla kalmayıp; risk, vade ve varlık niteliğini dönüştürmek, müşteriler adına ve kendi hesaplarına işlem yapmak, yeni finansal ürünler üretmek ve bilgi ile portföy yönetimi üzerinden piyasayı organize etmek gibi işlevleri vardır.

4.1. Para Yaratan Finans Kurumları

4.1.1. Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası

  • Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası (TCMB), emisyon yetkisi ve reeskont uygulamalarıyla ekonomide para yaratan en stratejik kurumdur.
  • Kurumun varlık sebebi ve temel amacı fiyat istikrarını sağlamaktır.
    • Bu doğrultuda, Türk Lirası’nın iç ve dış değerini korumak için gerekli tedbirleri almak, kur rejimini belirlemek ve ülkenin altın ile döviz rezervlerini yönetmekle yükümlüdür. Nitekim Merkez Bankası sadece para basmakla kalmaz; finansal sistemde istikrarı sağlayıcı düzenleyici önlemler alarak piyasanın ritmini tayin eden bir üst otorite olarak görev yapar.
  • İşlevsel açıdan açık piyasa işlemleri yürütmek, bankaların zorunlu karşılık oranlarını belirlemek ve mâlî piyasaları sürekli izlemek gibi operasyonel görevleri ifa eder. Özellikle bankaların likidite ihtiyaçlarını karşılamak üzere reeskont ve avans işlemleri yaparak sistemin tıkanmasını önler.
  • Ödeme ve menkul kıymet transfer sistemleri kurarak Türk Lirası’nın tedavülünü düzenler ve bankalardaki mevduatların vade ile türlerini belirleyerek finansal mimariyi şekillendirir.
  • Velhasıl; TCMB, ekonomideki para, kredi ve döviz politikalarının oluşturulmasından denetimine kadar her aşamada mutlak sorumluluk sahibidir.

ÖNEMLİ

  • T.C. MERKEZ BANKASI’NIN EN TEMEL AMACI FİYAT İSTİKRARINI SAĞLAMAKTIR.

4.1.2. Bankalar

  • Bankalar, kamu hukuku ve Merkez Bankası düzenlemelerine tâbi, esas faaliyet alanı mevduat kabulü olan stratejik işletmelerdir.
  • Sermaye piyasalarında ise sadece geleneksel bankacılıkla sınırlı kalmayıp; kıymetlerin halka arzına aracılık etmek, ikincil piyasada alım-satım yürütmek ve repo gibi geri alım taahhütlü işlemleri gerçekleştirmek gibi kritik roller üstlenirler. Bu süreçte hem kurumsal hem bireysel müşteriler için yeni finansal araçlar ihraç ederek piyasa derinliğine katkı sağlarlar.
  • Öte yandan bu kurumlar, ekonomik göstergelere ve emtiaya dayalı her türlü türev aracın ticaretine aracılık ederek risk yönetiminde merkezî bir konumda yer alırlar. Müşterilerine sundukları yatırım danışmanlığı ve profesyonel portföy yöneticiliği hizmetleri sayesinde, dağınık fonların en verimli ve üretken alanlara kanalize edilmesini sağlarlar. Nihayetinde bankalar, sermaye piyasasının akışkanlığını (likidite) tesis ederek paranın vadesini ve niteliğini piyasa ihtiyaçlarına göre yeniden yapılandırırlar.
  • Daha kısa bir tanımla: Halktan mevduat toplarlar ve kredi verirler. Mevduat-kredi döngüsü üzerinden kaydi para yaratarak piyasanın likiditesini yönetirler.

4.2. Para Yaratmayan Finans Kurumları

  • Bu kurumlar doğrudan para basmaz veya mevduat yoluyla para üretmezler; mevcut fonları transfer ederler.

4.2.1. Kalkınma ve Yatırım Bankaları

  • Mevduat toplamazlar, daha ziyade sanayi yatırımlarına uzun vadeli fon sağlarlar.

4.2.2. Sosyal Güvenlik Kurumları (SGK)

  • Sermaye piyasasının en önemli kurumlarından biridir.
  • Üyelerinden topladıkları primleri (fonları), menkul kıymet piyasalarında değerlendirerek bir nevi kurumsal yatırımcı işlevi görürler.
  • Emekli Sandığı, Bağ-Kur, Sosyal Sigortalar Kurumu.

4.2.3. Sigorta Şirketleri

  • Riskleri havuzlayarak topladıkları primleri finansal piyasalarda uzun vadeli fon olarak değerlendirirler.

4.3. Sermaye Piyasasına Hizmet Veren Kurumlar

  • KOBİ’den çıkıp devleşen şirketlerin, itibar ve prestij kazandığı sahadaki aktörler.

4.3.1. Yatırım Fonu (Mutual Fund)

  • Bu yapı bir anlaşma ve inançlı mülkiyet esasına dayalı bir havuzdur. Tüzel kişiliği yoktur.
    • Bir banka veya portföy yönetim şirketi tarafından hazırlanan bir iç tüzük/anlaşma çerçevesinde kurulur.
  • Profesyonel portföy yöneticileri, yatırımcıdan topladıkları parayı bu havuzda (portföyde) işletirler.
  • Yatırımcı buraya ortak olmaz, sadece havuzdan bir pay (katılma belgesi) alır.

4.3.2. Yatırım Ortaklıkları (Investment Trust)

  • Bu yapı bir şirkettir (Anonim Şirket).
  • Şirketleşme yoluna gidilmiştir ve tüzel kişiliği mevcuttur.
  • Profesyonel kadrolar tarafından yönetilen bir portföyü işletirler; yatırımcı ise bu şirketin hisse senedini alarak doğrudan şirkete ortak olur.

4.3.3. Aracı Kurumlar

  • Finansal piyasaların işleyişi hakkında bilgisi olmayan fon sahiplerine (halka) rehberlik ederler.
  • Yatırımcının emrini borsaya iletirler. İşlevleri arasında “arama ve bilgi edinme maliyetlerini düşürmek” vardır.
  • İşletme ve Borsa arasındaki o kaçınılmaz köprüdür. Halka arza aracılık ederler, portföy yönetirler. Onlar olmadan “devler ligine” (BİST) girilemez.
  • Bir nevi piyasanın “kapı görevlileri”dir.

Borsa İstanbul (BİST) ve Takasbank

  • İkincil piyasanın Türkiye’deki tek organize temsilcisidir. Hem birincil hem ikincil piyasayı kapsar Borsa İstanbul. Türkiye’de hisse senetleri, tahviller, bonolar, türev ürünler ve emtia benzeri finansal araçların alınıp satıldığı tek resmî piyasa.
  • BİST’in İşlevleri: Likidite sağlamak, tek fiyat oluşumunu (arz-talep dengesiyle) sağlamak, ekonomiye kaynak yaratmak ve mülkiyetin tabana yayılmasını sağlamak.
    • Şirketler burada hisse satarak fon bulur.
    • Yatırımcılar burada al-sat yaparak kazanç kovalar.
    • Devlet ve özel sektör borçlanma araçlarını burada dolaşıma sokar.
  • Takasbank: Borsada yapılan işlemlerin takasının (para ve hissenin el değiştirmesini) garantörüdür.

Başa-Baş Noktası

  • Toplam Gelir = Toplam Maliyet ().
  • İşletmenin zarar etmemesi için yapması gereken minimum satış hacmini gösterir. Bu nokta aşılmadan elde edilen her gelir, değişken maliyetleri karşılasa da sabit maliyetlerin (kira, maaş vb.) altında kalır ve zarar doğurur.

Başa-Baş Noktası

  • Başa-Baş Noktası (Break-Even Point): “Kafa kafaya” gelinen noktadır. Ne kârdayız ne zararda. Kârımız tam olarak sıfır (0).
  • Bu noktada firmanın elde ettiği toplam gelir (hâsılat), o geliri elde etmek için katlandığı toplam maliyete (sabit maliyetler + değişken maliyetler) tam olarak eşittir.

Orijinal bağlantı

Yararları

  • İşletmenin zarar etmemesi için ulaşması gereken asgari iş hacmini (üretim/satış düzeyi) saptar.

  • Hedeflenen maksimum kâr için ne kadar üretilmesi gerektiğini gösterir.

  • Maliyet ve fiyat değişikliklerinin kârlılık üzerindeki etkisini ölçer.

Giderlerin Ayrımı

  • Analizin yapılabilmesi için giderlerin karakterinin bilinmesi gerekir:
    1. Sabit Giderler: Üretim miktarından bağımsızdır. Dönem içinde üretim dursa bile değişmezler.
      • Örnekler: Kira, Amortisman, Yönetici Maaşları, Sigorta.
    2. Değişken Giderler: Üretim miktarına paralel olarak artıp azalan giderlerdir.
      • Örnekler: Hammadde, İşçilik, Enerji.

Doğrusallık Varsayımları

  • Başa-baş analizi “en basit ama en çok kullanılan” yöntemdir ancak şu varsayımlara dayanır:
    1. Birim Değişken Gider Sabittir: Üretim artsa da birim başına düşen değişken gider değişmez.
    2. Birim Satış Fiyatı Sabittir: Satış hacmi artsa da fiyat değişmez (iskonto yok).
    3. Tam Satış: Üretilen her malın hemen satıldığı (stok kalmadığı) varsayılır.
    4. Tek Ürün: İşletmenin tek tip ürün ürettiği kabul edilir.
    5. İstikrar: Genel fiyat düzeyi ve verimlilik sabit kalmaktadır.

Hesaplama Formülleri

Başa-baş noktası (BBN) iki farklı şekilde hesaplanır:

A. Üretim Miktarına Göre (Adet Bazında)

  • İşletmenin kâr/zarar eşitliğine ulaştığı üretim adedidir.
  • Buradaki payda (Fiyat - Değişken Gider) aslında «Katkı Payı» dediğimiz şeydir. Yani her bir ürünün, o koca sabit gider dağını eritmek için yaptığı minik fedakarlık.

B. Satış Tutarına Göre (TL Bazında)

  • Kasamda kaç parayı görürsem «break-even» olurum?
  • İşletmenin kâr/zarar eşitliğine ulaştığı ciro (TL) değeridir.
  • Burada parantez içi, gelirin ne kadarının değişken gidere gittiğini gösteren bir orandır (Variable Cost Ratio). Kalanı ise kâra giden yoldur.