Senaryo 1: Diyelim ki zehir taciriyim. 10 Milyon Dolar vurdum. Polis beni yakaladı. “Uyuşturucu satmaktan” (Öncül Suç) 5 yıl hapis yedim. 5 yıl paşa paşa yattım, hapisten çıktım. Param nerede? Bankada, yastık altında beni bekliyor. Ee sonuç? Suç işlemek kârlı bir iş oldu. 5 yıl yattım ama hayatımın sonuna kadar krallar gibi yaşayacağım. Devlet burada enayilik etmiş olur.
Senaryo 2: Yine 10 Milyon Dolar vurdum ve yakalandım. Devlet diyor ki: “Dur bakalım. Seni sadece hapse atmak yetmez. Senin o suçtan kazandığın parayı da elinden alacağım (müsadere). Seni o paradan yoksun bırakacağım.” Neden? Çünkü o parayı elimden almazsa ben hapisten çıkınca o parayla ya tekrar suç işlerim ya da sefamı sürerim. Devlet işte “Suçun ödülü olmaz” diyor.
Velhasıl şöyle diyor devlet: “Aklama suçunu ayrı bir suç sayıyoruz. Çünkü amacımız, suçlunun elindeki o kirli parayı söküp almak. Adamı hapse atsak bile, parası onda kalırsa suçu engellemiş sayılmayız. Adamı parasız (yoksun) bırakalım ki, suç işlediğine pişman olsun.”