Evvelde cezalandırma sistemi bizatihi bedene yönelik idi; nihayetinde bu bir “cezalandırma” amacı güdüyordu. Lâkin bu sistemin arızası vardı: kralın gücü -yahut «şiddeti»- caniliğe; ‘suçlunun’ «canice» ölüm ritüeli ise “kahraman”lığa dönüşebilme potansiyeli taşımaktaydı.
Kralın otoritesini sarsıcı bir set vardı ortalıkta: “vicdansız”, “merhametsiz”, “acımasız” gibi nitelemeler atfedilebilirdi gücü uygulayana.
Evvelce bu bir «trajedi» idi; neydi ki trajedi? «trágos» “keçi” ve «ōidía» “türkü, ır” idi. «“Trajedi esasında bir günah çıkarma ayinidir. Toplumun biriken şiddeti, kaosu ve günahı, seçilen bir kurbanın (keçinin) üzerine yüklenir ve o kurbanın katledilmesiyle toplum arınır (katharsis).“» Sahne şehir meydanı, başrol idam mahkûmu, koro halk, eylem ise bedene ıstırap vermek idi.